7 Haziran 2012 Perşembe


Cesur, Kararlı, Samimi, Şefkatli, Sevgi Dolu bir Yaklaşımla HEMEN HİÇ BEKLEMEDEN TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

•          Türk İslam Birliği`nin oluşmasında boşa geçen her gün bir kayıptır, bir zarardır.
•          Hiç gecikme olmaksızın Türk İslam Birliği hemen oluşturulmalıdır.
•          Bütün Türk milleti bu güzel birliği destekliyor ve onaylıyor.
•          Bütün Türk devletleri, İslam ülkeleri bu birliği bir zaruret olarak görüyor. Sevinçle samimiyetle destekliyor.
•          Amerika`nın, Rusya`nın, Çin`in, Avrupa`nın bütün dünyanın hem maddi hem manevi olarak lehine, hayrına olan bu birlik, bütün dünyaya barış, kardeşlik, sevgi ve ferahlık getirecektir.
•          Türk İslam Birliği, dünyadaki terörü, karmaşayı, huzursuzluğu, küresel krizi derhal durduracak yegane çözümdür.

ATATÜRK: Türk Birliği`ne inanıyorum, onu görüyorum…

Mustafa Kemal Atatürk: “Türk Birliği`nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği`ne inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği`yle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.
“Bütün İslam aleminin manen olduğu kadar maddeten de birlik içinde ve müttefik hale gelmesinden sadece sevinç duyarız. Bunun için de bizim kendi hudutlarımız içerisinde bağımsız olduğumuz gibi, Suriyeliler ve Iraklılar da milli hakimiyete dayalı bağımsız bir güç olarak ortaya çıkabilmelidirler.“ (Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920, 4. (gizli) oturum)
Görüldüğü gibi Atatürk`ün belirlediği öncelik, bu ülkelerin de bağımsızlıklarını kazanmalarıdır. Türk-İslam Birliği`nin öneminin bilincinde olan Atatürk, bu birliğin kendisinden beklenen etkiye sahip olabilmesi için, üyelerinin milli sınırları içinde bağımsızlığını kazanmış, milli iradeye dayanan ve kendi ayakları üzerinde durabilen devletler olmaları gerektiğine dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bugün de, kurulacak bu birlikteliğin üyelerinin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlıklarını koruması son derece önemlidir.

İSLAM BİRLİĞİNİN ÇEKİRDEĞİ TÜRK BİRLİĞİ

Dünyaya barış ve huzur getirecek bir İslam Birliği’nin sağlanması konusunda Türkiye’nin önemli bir konuma sahip olduğu açık bir gerçektir. Çünkü Türkiye, sözünü ettiğimiz manada bir İslam Birliği’ni kurmuş ve beş asırdan uzun bir süre başarıyla idare etmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısıdır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in vefatının ardından, İslam dünyası uzun bir dönem İslam ahlakının özünde bulunan ittifak ile hareket etmiş ve Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik ruhu hakim olmuştur. Ancak günümüzde İslam dünyasını biraraya getirecek, Müslümanlara yol gösterecek çağdaş bir merkezi otorite bulunmamaktadır. Böyle bir birliğin oluşturulması zorunludur. Bu noktada, öncelikli olarak Türkiye’nin önderliğinde, ortak bir tarihi, dili ve dini paylaşan Türk Devletleri arasında sağlanacak öncü bir birlik çok önemlidir. Çünkü böyle bir ittifak güzel bir model olarak, tüm İslam alemini kapsayacak olan birliğin çekirdeğini oluşturacaktır.

TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ NASIL BİR BİRLİKTİR?

Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir, muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulmasıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır.
Türk-İslam Birliği tahakküm edici, zorlaştırıcı, bürokratik bir birlik olmayacaktır. “Herkes bize tabi olsun, geri kalanlar da köle gibi olsun” anlamında ezmeye dayalı bir birlik değildir. Düşmanlık yapmak, intikam almak veya bir tehdit unsuru olmak için değil, dünyada barışın tesisi için var olacaktır. Bu bir birlik vesilesiyle her dinin mensubu dilediğince ibadetini yapabilecek, kendi dinince kutsal sayılan her yeri ziyaret edebilecek, malı, canı, namus ve şerefi Türk-İslam Birliği’nin güvencesinde olacaktır.

ORTADOĞU’DA VE DÜNYADA HUZUR İÇİN TEK ÇÖZÜM: TÜRKİYE ÖNCÜLÜĞÜNDE İSLAM BİRLİĞİ

Tarih, İslamiyet’in, Ortadoğu’ya adaletli, hoşgörülü, müşfik bir yönetim tarzı sunan tek inanç sistemi olduğunu göstermektedir.
Geçtiğimiz 20. yüzyılın en kanlı ve en huzursuz bölgesi Ortadoğu’da içinde bulunduğumuz günlerde yine kan ve gözyaşı hakim. Siz bu satırları okurken Ortadoğu bir kez daha çatışmalara sahne oluyor. Özellikle son zamanlarda yaşanan gelişmeler, kamuoyunda tüm bölgeyi içine alabilecek bir savaşın kapıda olabileceği izlenimini oluşturdu. Oysa Ortadoğu toprakları bir zamanlar böyle değildi. Aksine, Müslümanların tek bir çatı altında birlik olduğu dönemlerde bu bölgede asırlar süren bir istikrar, barış ve huzur dönemi yaşanmıştı. Ortadoğu’da 20. yüzyıla kadar süren istikrarın nedeni, bu topraklarda İslam ahlakının hakim olması ve Müslümanların birliktelikleriydi.